Alçının Doktoru Olalım:))

 

harç,alçı kalıbı yapımının temelinde vardır.belirttiğimiz gibi,sıva,alçı ile,suyun karışımından oluşur ve,harç ise,bu,alçının suyla temasının sonucunda elde edilen,krem,yapısıdır.harç da alçının sulanmış halidir.alçı,harç olduğunda,sıva gibi akışkan olur.yani,harç sıvanın,kıvamlanmış halidir.kalıp için ilk bu krem yapısını-kıvamını,hazırlamak gerekir.suyun,alçının bu karışımda,belirli bir miktarının,olması gerekir.alçının miktarı,suyun miktarından,yüzde,37.5 oranında,daha azdır.alçı,kırılgan bir taş olduğudan,çatlamasını engellemek,için daha sonra karışıma,talk,katılır.talkın yanında,kaolin,magnezyum oksit,gibi,maddeler,eklenir.harç ne kadar,uzun sürede-yavaş donarsa,elde edilen,kalıp o kadar sağlam,olur.bunun için,donmayı,yavaşlatmak gerekir.kaolin,ve magnezyum oksit karışımın donmasını geciktirmek için konulur.alçının çatlamasına karşı kullanılan,talk,katkılarla birlikte toplam karışımın yüzde20sini oluşturur.alçı k.ının,çatlamamasının-kırılmamasının ve,geç donmasının yanında,dayanıklı olması-genleşmemesi de gerekir.daha doğrusu,çok daha az genleşmeden(bu,büzülmeye,kalıbın alanının yeteri kadar fazla olmamasına,yol açabilir.),çok aşırı bir sertleşmeden(bu da,metal olmayan dökümler için,olumsuzluk oluşturur.),çok dayanaklılığının,genleşmede tutulması,ne çok ne de az,olması gerekir.bunun için,kireç taşı,çimento,elyaflı lifler,asbest,silis unu v.b,katkılar da,karışıma konulur.katkı maddelerinin,harca,karışma hızının da,aynı şekilde,dengelenmesi,gerekir.katkılar,sıvaya,çabuk-ard arda,atılırsa,hızlı bir şekilde çırpınırsa,karışıma,hava,girebilir.ve hava,sıvada,gözenekler,kabarcıklar,oluşturur.bu da kalıp için gerekli,dokunun oluşmasını,katılığın elde edilmesini,engeller.karışma hızının yavaş olması,ise,harcın çabuçak,katılaşmasıyla ve,ayak alçısı gibi sertleşmesiyle,sonuçlanır.bu yavaş-hızlı karışımların,sonucunda oluşan durumların ikisi de alçı için gereklidir,ancak birinin fazla olması diğerinin azalmasına,ters orantılı bir ilişkiye,yol açmaktadır,bu yüzden,harçta,denge oluşturmak-ölçüyü tutturmak,çok önemlidr..alçı,suyla karıştırılmadan,sıvanıp,harçlanmadan önce,(ham halde)bir kalsiyum,bir sülfür-(kükürt),4 oksijen atomunun bileşiminden,oluşmuş,bir yapıdadır.suyla ilk temas ettiğinde,suyun yapısındaki,hidrojen ve oksijenlerle,(H20yla) da etkileşime geçer.daha sonra,suda,çözünmekten,suyla kabaca,karışmaktansa,su ile tepkimeye girer.bu tepkimeden dolayıdır,su alçıyı çözücü ya da,yumuşatıcı değil,sertleştiricidir.toz,kristal,parçacıklı bir madde,suyla,karıştığında,olağan haliyle dibe çöker-çözünür-yüzer v.b.sertleştiği,katılaştığı görülmemiştir.(diğer taraftan,suyun bir başka sıvıyla karışarak,o sıvıyı katılaştırdığına da rastlanılmamıştır.)ama alçıda,bu olağının dışında durum gerçekleşir.çünkü burada,basit bir karışma yerine,suyla,kalsiyüm sülfat-(alçı),arasında,bir tepkime olduğundan,yalnız alçının değil,suyun da özellikleri değişir.oksijen tepkimeye girince,nasıl kaybolursa,su için de aynı durum geçerli olur.su da alçı da tepkimenin etkisiyle,eski özelliklerini taşımaz.alçıdaki kalsiyum-sülfat,her bir su zerresinin-(molekülünün)bir hidrojen,bir oksijeniyle,tepkime yapar,toplamda her bir kalsiyum sülfat zerresi,ikişer hidrojen ve oksijenle tepkimeye girer,ve böylece,alçı yapısındaki,kalsiyum sülfat,kalsiyum sülfat dihidrata dönüşür.yani,su alçıyla(ho2) tepkimiye girince,bir oksijeniyle,bir hidrojen-oksijeni,birbirlerinden kopar.suyun alçıyı,alçının suyu değiştirici etkisine rağmen,alçının asıl sertleşmesi,ön kalıbına döküldükten sonra olur.ön kalıp,alçıyı cisimlendirmeye,yarar.alçıyı,böyle bir cisimlendirici,olmadan,kalıba dönüştürmek mümkün değildir.bu ön kalıpla kastedilen,aslında,yukarıda,örneğini verdiğimiz mum v.b-türevi,bir malzemeden yapılmış,bir kalıplanıcıdır.yani,mum hem,alçı kalıbına,dökülüp yerleşebilmektedir,hem de,alçı kalıbını,oluşturucu,şekillendirici,ve sertleştirici,olarak kullanılmaktadır.keza,kum kalıbın mum dökümü için uygun olmaması,aynı zamanda,alçı bu mumdan v.b,ön kalıpta biçim kazanıp,sertleşmeye başladığında,çıkarılır.200 derecelik yüksek bir sıcaklıkta,kurutmadan geçirilir.bu kurutma sırasında,alçıyla tepkiye girmemiş,sadece karışmış artık sular,ortadan kaldırılır.alçı,ısıtıcıdan çıkarıldığında,üzerinde biriken,su buharlarından da arındırılır.çünkü,bu buharlar,oluşturdukları nemle,alçı kalıpları,gaz geçirmelerini iyice,engeller.alçıların,gaz geçirmelerinin düşük olması,ilk bakışta-sözde,olumlu gibi görünebilir.ama,bu aslında,olumsuz bir şeydir,kalıp yapımcıları,alçının gaz geçirgenliği,arttırımaya çalışmaktadırlar.alçının,gaz geçirgenliği,mesela,dökülecek,maddenin(örn çamurun),suyunu bu gazlarla çekerek,çamurun yüzeyine,yapışmasını ve,kuruyup,kalınlaşmasını,temin etmede,etkilidir.alçıdaki gaz geçirgenliği arttırmak için kalıp yapımcılarının uyguladığı iki temel yöntem vardır.bunlardan biri,alçı harcının karışımında,katkı olarak(çatlamayı engelleyici-sertleşmeyii,genleşmeyi dengeleyici v.b)kullanılan,asbest,talk v.b maddelerinin yanına,kum,sodyum silikat-(sodyum,silikon bileşimi),katkılarının eklenmesidir.daha sonra,bu karışım altında,alçıya,kurutma işlemi uygulandıktan sonra,alçının pişirilmesidir.bu yöntemde dikkat çeken,kurutmadan sonra,alçıda oluşan buharların,alınmamasıdır.buharlar alınmayarak,alçının havayla temasa geçip,nemlenmesi,sağlanır.yani nemlenme,burada teşvik edilir.alçı nemlenmelidir ki ikinci kere,bu sefer,biriken nemlere karşı ısıtmadan,geçirilsin.birinci ısıtma,kurutma,ikincisiysepişirilmelidir.kurutmanın,sonucunda,nem açığa çıkar,pişirilmenin sonucundaysa,nem kaybolur.diğeri,harcı,köpükleştirici,gazların kullanılması,ve böylece,alçı kalıbındaki haznelerin,oyuklarının içlerinin,daha,geçirgen-gözenekli,kılınmasıdır...alçının farkedileceği gibi,mumla,yakın ilişkisi vardır.başka maddelerin,metallerin,dökümü için kullanılan alçının kendisinin de dökümü olabilir.zaten,alçının kalıp oluşturması,kalıp şeklini kazanabilmesi için,öncelikle,dökülmesi gerektiğini,biliyoruz.yani,alçı kalıbın olabilmesi için alçının da bir kalıptan çıkması gerekir.işte,alçının dökümü de mumdan kalıplarda gerçekleşebilir.alçı dökümü için kullanılan mumların,sıvıdan,katı hale çabuk geçmesi,gerekir.bunun için,düşük bir erime-donma sıcaklığından,ziyade,erime sürecinin kısa sürmesine,ve belirli bir derecede mumun erimesine,ihtiyaç vardır.mum,seçilirken,mumun yakıldığı zaman,verdiği,etkiye de bakılır.eğer mum,yanarken,hidrokarbon-kül artıklar,bırakıyorsa,bu mumun,alçı dökümü-şekillenmesi için,uygun olmadığına karar verilir.mum kalıplar,ağaç kovuklarından gelir.ağaçlardan çıkarılıp,plastik kaplarda tutulur.bu kaplarda uzun süre tutulmaktansa,hemen,döküm için kullanılmaları gerekir.bilindiği gibi,alçı kalıplar,yalnız sanayi ustaları,heykeltraşlarca v.b,değil kuyumcularca da,kullanılmaktadır.gerçek,zanaat sahibi,kuyumcular,(bügün büyük,yeni,batılı-kozmopolit çarşılarda moda olduğu gibi)yalnız,altın-pırlanta-yüzük-gerdanlık v.b satmazlar,bunların yapımını da üstlenirler.kuyumcuların,sattıkları ürünleri yapan,bir kendi atalyöleri,ya da anlaşma içinde oldukları,atalyöler,bulunmaktadır.bu atalyölerde,altın,yüzük parçaları v.b,dökülür.örneğin,döküm yöntemlerinden biri,düz bir koni üzerine,tek tabaka olarak,bunları sıvı-akışkan halde,dökmektir.bunun için,yine mumlar kullanılır.mumlar,yuvarlak,ve tümsek,biçiminde,döküm yüzeyine,yerleştirilir.mumlar,bu yüzeyin,3mm,dibinde,bulunur.metallerin,mum,kalıba,dökülmesini,girmesini,sağlayan,yolluklar bulunmaktadır ve bunların,mesafesi,değişebilmektedir.yolluklar,ne kadar kısa olursa,dökülen maddenin hareketi yavaşlar.(...alçı-kalıba döküm,kum-kalıba dökümle,benzerlikler taşır.kumla,alçı benzer,özelliklere sahip maddelerdir.kum da alçı gibi,ıslatıldığında,suyla temas ettiğinde sertleşir,şekil verilebilir,hamursu bir konuma gelir.kum da,suyla,alçı gibi bileşir.suyla kaynaşmanın sonrasında,hem kendi,hem s,uyun yapısını dönüştürür.kristal-tanecikli,kopuk parçaları,yerini,yüzeyli-bütün halde,bir katmana bırakır.ancak,elbette,asla,alçı kadar sert,olmaz.kumdan bir duvar ayakla,çiğnenip yıkılabilirken,alçıdan bir duvar,asla,yıkılamaz,ayak onu yıkayım derken,o ayağı parçalar.alçının kumdan zaten temel farkı,sert-taş gibi kesilirken,kumun alçı gibi,kaya-taş diplerinde,mevcut olabilmesine rağmen,asla kayda değer sertlikte olamamasıdır.kumlu,sahilleri düşündüğümüzde,denizin dibindeki kumlar,zift-toprak yapısındayken,denizle arasında,mesafa bulunan,sıcak,ayak,yakıcı,kuru kumlar,toz-tanecikli haldedir,çöl bir zemini andırır.bu kumların renkleri de farklıdır,tanecikli kumlar,açık (sarı-parlak,kumral v.b )çöl,tonlarını taşırken,ıslak kumlar,koyu-kahverengi,tonlardadır.ıslak kumların,kuru kum tükseklerinin,tabakalarının altında olabilmesi,kuru-tozlu kumlar,kazıldığında,ortaya çıkabilmesi,de ilginçtir.ıslak kum ile kuru kum arasındaki ilişki,susuz alçı taşı ile sulu alçı taşı,arasındaki ilişkiyle,kıyaslanabilir.önemli bir nokta da,ıslak kumun da,alçının da,ne kadar az suyla kaynaşıp karıştırılırsa,o kadar daha sert olacaklarıdır.yani,suyun alçıyı v.b,sertleştirmesi ne kadar fazla su konulursa,alçının o kadar sertleşeceği,anlamına asla gelmez.çünkü,alçı,su daha az olduğunda,suyun,çok daha fazla,büyük bir bölümüyle bileşir-yani,o bölümü,dönüştürür,ve,böylece,suyun tepkimeye girmemiş,kısmı,azalır.azalmanın,sonucunda,alçıya karışan,alçı,yüzeylerine-gözeneklerine giren,kaba suyun miktarı da,azalır ki,bu suyun alçı üzerinde az olması,alçıyı daha sert kılacaktır.görüldüğü gibi,burada,suyun alçıyla tepkimeye girmediği,alçıyla temasın etkisiyle,kimyevi halini,değiştirmediği,durumda,alçıyı,yumuşatıcı,bir etkisi olmaktadır.daha fazla,su hem,alçının,suyun,daha büyük bir bölümüyle bileşime girmesini engellemekte,hem de,alçıyla dokusunu-hidrojenlerini,oksikjenlerini kaybetmeyip,karıştığından,alçıyı daha fazla,yumuşatmaktadır.kısacası,fazla-alçıyla bileşik yapmamış su,alçıyı,diğer,olağan katılar gibi (örn ekmek,et v.b)etkilemeye başlamaktadır.benzer durum kum için de geçerlidir.denizlerin diplerinde bulunan kum ile,dalgalar tarafından yalanan,ıslak kum arasındaki,fark bellidir.deniz dibindeki kum,sürekli suda durmaya maruz kaldığından,ince bir çamur gibiyken,elden kayarken,sahil başındaki koyu kum,daha kalındır,ve,kıyma gibi,sıkıştırılıp,yoğrulabilmektedir.bu noktadan,alçının,kumun v.b suyun altında kalma,suyla karıştırılma,süresi de,sertliği etkiler.eğer,bu süre fazlaysa,alçının,yumuşadığı görülür.alçı,suda çabuk sertleştiği için,(suyla arasında,belirli bir kaynaşma olduktan-sertleşme farkedildikten)sonra,ne kadar,erken çıkartılıp,kurutulursa,o kadar daha sert olur.sertleşmenin,gözlemledikten sonra,kalacağı,her süreç,alçının,sertleşmek yerine,sıva halinde,akışkan-tutkalsı olmasını,geliştirecektir.bir diğer nokta,ıslak-sahil,kumuna,kuru-tozlu kum,karıştırıldığında,kumun daha da sertleştiği,görülmesidir.yani,koyu kum,yalnız daha az süre,daha az miktarda,suyla ıslanmayla değil,daha fazla,kuru kumla,kaynaşarak da,sertleşir.mesela,ıslak kumla,tozlu kumu karıştırma,yöntemi,özellikle,kumdan oyuncak,kalelerin yapımında,dikkat çeker,böyle kalelerin daha sağlam olacağı umulur.kalıplara gelirsek,kum kalıba da,alçı kalıba da dökülen,metal,bu kalıplarda,katılaşır.kum kalıpların dokusu,tanecikli-tozlu kumların,kil,ve suyla,birleşmesiyle,oluşmuştur.kum kalıplar,alçı kalıplar gibi,sert olmadığından,metal katılaşınca,kalıpta bozulma,çatlama-çökme,olur.kum,kalıp sıkıştırılarak elde edildiğinden,ve,dökülen akışkanı,sıkıştırdığından,parçalanmaya,hazırdır.dökülen,maddenin-metalin büyüklüğüne-küçüklüğüne göre,kalıpları oluşturan,tezgahlar-kum havuzları,bulunmaktadır.küçük boyutlu,kalıplar,tezgah üzerinde,iri boyutlular,kum havuzlarında inşa edilir.metal,ya da malzeme dökümü için aynı anda onlarca kalıp gerektiğinden,kalıplanmanın hızlı olmasına ihtiyaç vardır.kalıpçılık çok değerli,bir zanaat olarak,milletimizin,işçisinde-ustasında,uzun bir tarihten beri,hakimdir.gerek,ülkemizin birçok yöresinde,gerekse de,birçok toplulukta,bir,gelenek-emek ürünü olarak gelişmiştir.ancak,batılılar,sanayi maddelerinin-metallerin v.b,döküm miktarının,fazlalığına karşılık,kalıp üretici makinalar geliştirmişlerdir.ve,bu makinalar,daha sonra,türkiyede ve birçok başka ülkede,kullanılmıştır.hem kum hem de alçı kalıplar,üreten makinalar bulunmaktadır.mesela,alçı kalıbı makinaları,içten görünebilen,camsı,çift,levhalı dolapların içindedir.bu dolapların üzerinden,musluk-duş şeklinde,eğik-bükük bir,hat çıkmaktadır.birçok döküm işleminde,bir saatlik bir sürede,60 tane,kalıp elde etmek,gerekir.kalıpların,döküm sırasında,hazırlanıp,yapılmaları,ve oluşturuldukları gibi,maddenin içlerine dökülmesi de,önemli bir noktadır.kalıp,yapıldığı gibi,madde onun üzerine dökülürse,kalıbın,yatay,bir melon şapka şeklindeki,boşluğuna,daha kolay doldurulabilir.bu boşluğa giriş için,maddenin,döküm havuzundan bir şelale gibi,akıtılmasının yanında,yer çekimi kuvveti de gereklidir.yani,kalıbın durduğu zeminin tesiriyle,kalıbın,alttan,akışkanı,çekmesi gereklidir.kum kalıbın,sıkıştırılmış olması,bu çekim,kuvvetini,geliştirir-arttırır.madde-dökümlük metal v.b,katılaşıp,kalıptan çıktıktan,pürüzlü,bir yüzeye sahiptir.kalıplamanın olabilmesi,için,evvela,bir kap lazımdır.kap,kömürle tozlanmaktadır.kömürle,kaplandıktan sonra,kömüre,ince kuru kum,eklenir.kuru kumun,eklenmesi,kalıbın kumunun,zemine,yüzeye,yapışmasını engellemek içindir...erimiş,sıvılaşmış,metalin,bir leğenin-silindir bir kapın v.b içersinde,yaş-ıslak haldeyken,bir,kalıba döküldüğünü,biliyoruz.bu kalıp,kumdan da olabilir,alçıdan da.kum kalıp,sıkıştırılmıştır.bir döküm,havuzusundan,dökülen sıvının,kaydığı-aktığı,bir yoldan,bir kalıp boşluğundan,k.boşluğu girişinden v.b,oluşur.kalıp boşluğunun üzerinde,bardak şeklinde,k.boşluğuna,ince,bir hatla,bağlı,bir çıkıcı bulunmaktadır....alçıların birçok çeşidi vardır.alçının,çok işlevli kullanımı,inşatta-tıpta-kuyumculukta v.b tesiri,alçının elde edildiği,taşları maden olarak kılmıştır.alçıların işlevlerini,alçı taşlarının doğadaki,çeşitliliği,toz alçıya uygulanan sıva-harç-akışkanlık v.b işlemi ve,alçının,a.taşlarından,öğütülme-elde edilme biçimi,belirler.bu üç etkenin sonucunda betondan,tebeşire çok farklı,alçı ürünleri ortaya çıkar.alçı,mermer-sünger v.b maddelerin suyu emiciliğini,püskürülüklü-tanecilikli-mineralli kayaların,ağırlığını v.b,da,değiştirebilir,yükseltebilir.alçı temelde alfa ve beta,diye iki çeşide ayrılır.alfa ve beta,kimyasallardaki-bileşiklerdeki,farklılığı değil,alçı tozlarındaki-kristallerindeki,farklılığı gösterir.beta alçılarında,sarmallı,ince,iğne yapısında,dolambaçlı,dağınık-karışık-makarna düzeninde,bir yapı varken,alfa alçılarda,kristal-toz parçalar,düzgün,bitişik,sıralı,zincirli,bir biçimde,yerleşmiştir,belirli bir şekle sahiptir.alfa açılar,düzenli yapılarından dolayı,daha az suyla,akışkan hale gelebilir.ama beta alçıları,akışkan yapmak için,daha fazla su eklemek gerekir.alçıları,ya,salt,betadır,ya salt,alfadır,diye görmemek lazımdır.bir alçı,kesitlerine-bölmelerine göre,hem beta,hem de alfa,yapısını taşıyabilir.alfa tipi alçılarda,beta özellikleri mevcuttur,ama,alfa,betaya,baskındır.beta alçıda da,beta,alfaya,baskındır.alçılardaki,alfa-beta,sınıflandırması,kimin daha fazla alfa,kimin daha fazla,beta özelliğini taşıdığına göre olur.alçıların şekillerine,ve tercih edilen,işleniş tarzına,göre,sıvandığı su miktarı değişir...vatanımız,bol alçı madenlerine,sahiptir.türkiyenin birçok şehrinde,farklı yöresinde,alçıtaşları,maden miktarında mevcuttur.ankaranın,polatlı ilçesinin sazılar muhiti-ayaş-beypazarı-bala-aşıkoğlu-bahçe,kardalak-ş.koçhisar-kurutlutepe-sarıpınar-çiğdemli yöreleri,bolunun bakacak muhiti,karabükün ovacık-fürçükkören m.leri,çankırının birçok ilçesi,çorumun çukurköyü-bayat,emirhalil-uçdam-tuğlu yöreleri,balıkesirin susurluk i.çesi,amasyanın,vezirköprü-adatepe-akören v.b m.leri,bursanın getniki-adliyesi-hamidiyesi,kütahyanın gedizi-akçalanı-yaylası-gökleri,eskişehirin sivrihisarı-biçeri,kırklarelinin keskin-halitli-delice-tavaözü-akboğaz-kuzucak m.leri,sivasımızın ulaş-çıftagelleri,erzurumun aşkalesi,afyonun emirdağı-gülçayırı,aydının yazıkenti-karahmetleri,denizlinin sarayköy-yeşilyurt-buldan-derbent-alacaoğlu-güney-aksaz-honaz-kızılyer y.leri,siirtin kurtalanı,niğdenin,ulukışlası-emirleri-darboğazı,mersinin,tarsus-dadalı-karayayla-tepeçaylakı,adananın solbaşısı,hatayın arzusu,alçı taşı,madenlerinin,bulundukları,yerlerdir.buralardaki alçı taşı,miktarı,onlarca milyon tonla ölçülebilmektedir.görüldüğü üzere,türkiyenin,çok farklı bölgelerinde,alçı taşı madenleri,bulunmaktadır.özellikle,ankara kırsalında ve,denizlide,kırıkkalede v.b,alçı madenlerinin,fazla sayısı-dağılımı dikkat çekmektedir.alçının önemli bir bölümü santrallerde,gübre fabrikalarında,imal edilebilmektedir.yani,doğal olduğu gibi,fabrika,üretimi,yapay alçı da vardır.türkiyede,ankara-çayırhan,bursa orhaneli,muğla-yatağan termik santrallerinde,ve bandırma-bağfaş,izmit-fürsan,adana-yumurtalık,toros,gübre fabrikalarında,yapay,alçı üretimi,yapılmaktadır.türkiyede,ağır-madeni-kimyevi-hammade-enerji v.b sanayiine,daha fazla önem verilse,turizme-eğlence sektörüne,(kozmopolitlerin-ecnebilerin-dönmelerin keyiflerine)giden,inşaatlar-tesisler(oteller,tatil köyleri,barlar v.b)kapatılıp,ortadan kaldırılsa,ve bunun kirli,gereksiz parası-bunla gaspedilen araziler sanayi için kullanılsa,yapay alçı üretiminin-alçı taşı işletilmesinin de,diğer,hammadelerin-madenlerinkiyle v.b,birlikte,çoğalacağından şüphe yoktur.mesela,ege,ve,akdenizde bölgelerimizde,metalurji-kimyevi-hammade,sanayi için,uygun-gerekli bir potansiyel mevcuttur.yeter ki,buralarda,turizm adıyla yapılan,rezilliklerin-talanın-dış ve batılı işgalin-asalak yatırımların,kökü kurutulsun.ülkemiz,turizm,eğlence,medya,kompradorlar,ecnebiler v.b,üzerinden,kendini kemiren cahil-köhne ahlaksızlardan-pisliklerden-soytarılıklardan,büyük iyi yönde,bir değişimle,arınsın.bu potansiyelin,uygulanması için gerekli,ve geniş ortam sağlanabilecektir.alçı ve genel anlamda,kimyevi-tarım-hammade-makine,metalurji,gıda v.b ,sanayii kolları,plaj turizmi-gece hayatı-toprak satışı,yabancı yerleşimi v.b,olumsuzlukların ortadan kaldırılmasıyla,hakettiği değeri,önemi bulacak,ve daha da,verim yakalayacaktır.kuşkusuz,bunun alçı üzerindeki,en önemli etkisi,halkımızda-(milletimizdeki),ihtiyaç sahiplerine,daha fazla konut,sağlam ev,sağlamak olacaktır...bugün türkiyede ve 120ye yakın ülkede,toplam birkaç yıllık(5 v.b),tüketim miktarı 100 milyon tonu,geçmektedir.dünyadaki,saptanmış,alçı taşı rezervleri,2.6 milyar ton olarak verilmektedir.bu rezervlerin,800 milyon tonu,abdde,500 milyon tonu da kanada da,toplanmıştır.bu iki geniş ülke,dünyadaki,işlenebilir alçı taşı rezervlerinin yüzde50sine sahiptir.kuşkusuz,bu veriler,alçı taşının bu ülke topraklarında daha fazla,bulunmasından çok,buralarda,alçı çıkartma-saptama çalışmalarının en yoğun olmasıyla,açıklanabilir.100 ülke başına,100 milyondan fazla ton tüketilen alçıya karşılık,dünyada,110 milyar tonluk,bir alçı üretimi bulunmaktadır.bu üretimin yüzde20sini abd,karşılamaktadır.abdden sonraki en büyük üretici elbette kanadadır.abd-kanadanın ardındansa,iran,mısır,kanada,rusya,fransa,italya,ingiltere,almanya,çin,polonya,hindistan,meksika,v.b,ülkeler gelmektedir.alçı üretiminde-işletiminde,en gelişmiş olan müslüman ülkeler,iran,ve mısırdır.anadolu ve mezapotamya coğrafyası,alçının ilk,kullanılıp,işlendiği topraklardır.buralarda,alçı kullanımı,10.000,yıl evvele,mö 8000e,dayanmaktaydı.petrolün-doğalgazın oluşumu daha çok,sulardaki,fosillerle,kil-kum-kaya parçalarıyla çökelen,canlı artıklarıyla,ilgileyken,alçınınki,kara parçalarının oluşumu,dokunması esnasında,denizlerin,buharlaşmasından,ileri,gelmekteydi.sümerler,asurlular,mısırlılar,yunanlılar,ve,romalılarda,alçıdan,inşaat yapılmaktaydı.bu topluluklarından ilk ilkisi-(sümerler-asurlular)bilindiği gibi,türkiye,ve komşu o.doğu,sınırlarında,hakimdiler.mısırlılar,yunanlılar,alçıyı,inşaattan çok heykelde-sanatta kullandılar.a.taşının şeffaf,yarı,saydam,bir çeşidinden,heykel ve süs,eşyaları,yapılmaktaydı.bu taşı ilk,mısırlılar,kullanıp,eser yaptıklarından,alçının adına,albastr denildi.yani,bu,yarı şeffaf taş,mısırın,albastron şehrinden çıkarıldığından,albastr ismiyle çağrıldı.mısırlılardan sonra,italyanlar da,bu şeffaf,taştan,heykel,yaptılar.alçıların çeşitliliği,türkiyede bulunan,alçıtaşı madenleri birbirleriyle karşılaştırılarak,görülebilir.anadolunun kuzeydoğusunda,pasof-norman-aşkale hattında,alçıtaşları isli beyaz,sarımtrak beyaz,renklerde,gözlemlenmektedir.bu sarımtrak,beyaz alçıtaşları,petrolün,kayaçlarda doğalgaz ve suyla,bulunması durumunda,olduğu gibi,kireç-kum-çamur taşlarıyla,birlikte,bulunmaktadır.alçıtaşları,150 m,genişliğinde,bir alanı,doldurmuştur.sivasımızın alçıtaşları,batıda bünyanımızdan başlayan,ecemiş fay hattıyla,oradan doğuya,munzur dağlarının,kuzeydoğu eteklerine uzanan,bir havzanın içindedir.güzel sivasımızın,bu havzası,400 km uzunluğundadır,genişliği 50 ila 100 km arasında değişmektedir.alçı taşları,havzamızda,yine,150 km kalınlığında,bir alanı,doldurmaktadır.pasof-norman-aşkaledeki,a.taşı yatakları,sarı beyaz tonlardayken,sivasımızın alçı taşları,sarımtrak beyazın,kirli beyazın,yanında,gri renklere,sahiptir.sivasımızın,güneyinde kalan alçı taşları,sulu,bol mineralli,yoğun-tanecikli,bir yapıdadır.ulukuşla-ereğli havzası,sivasımızın,güneybatısındaki,ecemiş fayından,kökenini,almıştır.dikkat edileceği gibi,ecemiş fayı,sivasımızın,batısındaki bünyan ile doğusundaki munzur dağları arasında,kuzeyden güneye,hat çizmektedir.ulukışla-ereğli havzası,sussuz,kuru,yaşlı alçıtaşlarıyla,dikkat çekmektedir.kuru a.taşları,sulularıyla beraber de bulunabilmektedir.bu alçı taşları,beyaz ve açık gri renklere sahiptir.sivasımızdaki,k.doğu anadoludaki gibi,sarımtrak tonları,yoktur.ancak,sivasımızdaki gibi taneciklidir.ulukışla-ereğli havzası,bala-tuz gölü havzasıyla,birlikte,türkiyedeki en verimli,bol,alçı taşı madenlerini,içermektedir.bala-tuz gölü hattındaki,alçı taşlarının kalınlığı,5 ila 25m arasında,değişmektedir.alçıtaşlarındaki sussuz kalsiyum sülfat,sulu kesmin altında,60 metre kalınlığında,bir alana,yayılmıştır.bu sussuz,kalsiyum sülfatların altındaysa,yine,sanayide işletilebilecek,killer,bulunmaktadır.görüldüğü gibi,bala-tuz gölü,havzası,çok yönlü,karışık bir taş-mineral yapısı içermektedir.çankırı-çorum havzasında,alçıtaşları,birbirlerinden,farklı,dokulara,sahiptir.2 ila 6 metre kalınlığında değişen bir tabakaya,mercek şeklinde bir,alana sahip,kum-kil-kil-sil-çakıl taşları,içermektedir.a.taşları,bu taşlar arasında,kıvrımlı olarak bulunmaktadır.kıvrım hatlarında,a.taşların kalınlığı artmaktadır.buradaki,a.taşlarının bünyesinde,yüzde 3.6 miktarında kil bulunmaktadır.ayrıca,buradaki a.taşları,kalınlığı,10 ila 60 metre,değişen,alanlarda mevcuttur ve,kireçtaşı,marn,taşlarıyla,iç içedir.kırıkkale-yozgat hattının havzası,çankırı-çorum havzasıyla,bala-tuzgölü havzasının arasında,kalmaktadır.bu,havzadaki,a.taşları,iki havzanın,arasında olduğundan,bala tuzgölü,çankırı-çorum havzasındakilerle,büyük parallelik göstermektedir.her iki yöredeki,alçıtaşlarının özelliklerini taşımaktadır.açık gri-beyaz-levhalı bir yapının yanında,pembe tonlara,sahiptir.buradaki,marn taşları,beyaz-gri tonlardadır.alçıtaşları,kireçin yanında,kum taşlarıyla,birliktedir.bolu,düzcede bulunan,alçı taşları,düzce-kaynaşlı,havzasından,geçmektedir.yaşlı,beyaz,renkli,taneli,olağan bir yapıdadır.bu taşlar,10-12 metre kalınlıktadır ve altında,gene kuru sussuz,saf,kalsiyum sülfatlar,20 m kalınlıkta,bir tabaka,oluşturmaktadır.türkiyede,daha,bunlar gibi,birçok yerde olan alçıtaşı madenleri,buludukları yörelere göre kendilerine has özelliklere sahip olabilmektedir....alçıtaşı doğada,hem,sulu hem de,sussuz halde bulunur.sussuz,alçı taşı,sırf,kalsiyum sülfat taşır.sulu alçı,jips olarak tanınır,yüzde 21 oranında,su içerir.jips,mineral,bir yapıya sahiptir.jipsin yapısı,2 su molekülüyle,bir kalsiyum sülfat molekülden,oluşur.kalsiyum sülfat bileşiği ise,dikkat edilirse,bir kalsiyum metal atomundan,bir kükürt,4 tane de oksijen(gayr-i metal,organik)atomlarından,oluşmuştur.alçı taşından,alçı çıkarıldığında,bu 2 su molekülünün,yalnızca,0.5i,alçı taşında kalır.alçı,alçı taşından,taşın ısıtılıp,öğütülmesiyle ayrılır.bu bakımdan,alçı ham petrol-doğalgaz gibi,bulunduğu ortamdan,kayaçlardan,süzülerek değil,bulunduğu,alçı taşının,içinde fabrikaya taşınarak,elde edilir ..günümüzde,tahta,ahşap yapıların yerini,beton yapıların almasında,alçının etkisi,büyüktür.alçının,binalarda ilk kullanımı,ahşap yapılara karıştırılarak oldu.alçı,sulu,sıva halde,ahşaba,tutkal gibi,yapıştırılıyordu.alçı,ahşapa katılıyor ve böyle,yangına,ateşe,karşı hassas,ahşap binaların,direncinin yükselmesi,umuluyordu.alçının,bina,yandığında ya da farklı,bir darbe aldığında,ahşap yapının,parçalanmasını-dağılmasını-yerle bir olmasını,bir ölçüde,engellediği,ve,ahşap yapıyı tuttuğu,gözlemlenmişti.alçının,ilginç,ve çok gözetilmeyen kullanım alanlarından biri de,ziraatti.alçı mineral özelliğiyle,toprakta-tarlada yetişen,ürünlere,katılıyordu.alçının ziraatta kullanımı da,eskiye,dayanıyor,18.yüzyılda gözlemleniyordu.sebze,patates,domates,yer fıstığı v.b,ürünlere,alçı,kalsiyum-kükürt sağlayıcı,olarak konuluyordu.basitçe,alçının bu ürünler üzerindeki temel etkisi,bunların yetiştirildikleri,tarlalara-çiftliklere,gübre olarak,katılmasıydı.sussuz alçı taşları,gübre olarak,kullanılan,alçılara sahiptir.susuz,a.taşlarının,kuru alçıları,gübre olarak kullanılmak için çok uygundur.gözetileceği gibi,gübrenin kuru olması gerekmektedir.sussuz-kuru alçılar,yani,saf kalsiyum-kükürtler,amonyum sülfata dönüştürülür.(amonyum molekülü,bir,azot ile,4 hidrojen zerresinin bileşimidir.)bu dönüşüm,havadaki azotun,amonyağa çevrilip,sussuz alçıyla birleştirilmesiyle gerçekleşir.yani alçıyı gübreye dönüştürmek için havadaki,azot,depolanır.alçı da,havadaki azot da,amonyum sülfat,yani,nitrojen-hidrojen-sülfür,atomlarının birleşimi haline getirildiler mi,bu amon.sülfat,gübre olarak,kullanılmaya hazırdır.alçıyı gübre olarak kullanmaya,ilk,ingilizler,girişmişlerdi.bugün,alçı taşından elde edilen işletimin-üretimin yüzde 5inin,gübre-tarım(ziraat) alanında,kullanıldığı görülmektedir.alçı taşının yüzde 10 ila 15iyse,çimento üretiminde-alçı kalıbında-sondaj çalışmalarında-hayvan yemi,böcek ilacı yapımında-sağlık sektöründe-boya,tutkal,plastik,cam sanaayide kullanılmaktadır.alçının,petrolden farklı olarak,bir hidrokarbon yapısına,sahip olmamasına,metal ametal bir bileşik içermesine rağmen,plastik yapımında kullanılması,dikkat çekicidir.alçı plastik üretiminde,genellikle katkı olarak,kullanılmaktadır.alçı,tıpta,dişçilikteki işlemlerinin yanı sıra,yapay kükürt ve,tutkal üretiminde de dikkat çekmektedir.alçıdan,yapay kükürt elde edilmesi,bünyesindeki kükürtlerin,kalsiyumdan,ayrılmasıyla,olur.alçının gübre olarak kullanılması için zaten havadan azot alınması gibi,alçıdan da,kükürt,alınması gerekir.sussuz alçının kükürtüyle ve oksijen bileşikli kükürtüyle,sülfirik asit,elde edilmektedir,ve bu sülfir asidi,elde etme işi özellikle,iskoçyada gelişmiştir.çimento da,sussuz alçının bir ürünü olarak ortaya çıkabilmektedir.alçının,seramik yani camsı,mineralli v.b,ürünlerin(lavaboların,parkelerin,fayansların,porselenlerin,ev içi döşemelerinin v.b) yapımında,önemli bir,rolü vardır.alçının bu ürünler üzerindeki etkisi,zaten,döküm işlerinde kalıplayıcı olarak kullanılmasından,belli olmaktadır.aslında,alçı taşının,kullandığı bu yüzde 10 ila 15lik sanaayi üretiminin ziraat alanıyla,bağlantısı belli olmaktadır.alçının sanaayi üretim alanında,uygulanmasında önemli bir yer tutan gıda-yem v.b yapımı,alçının,tarım ürünlerine-besinlerine,yaptığı kalsiyüm-kükürt-gübre katkısına,dayanarak,gerçekleşmiştir.alçının yüzde,80 ila 85i tamamıyle inşaat sektörüne harcanır.fakat,yüzde 10 ila 15lik sanaayi,üretiminde,çimento ve inşaat için gerekli temel,maddelerin,yapımı da,yer aldığından,inşaat sektörü de,alçının endüstri alanındaki kullanımıyla,iç içe geçmiştir.alçının,inşaatta kullanımı,alçı taşından,muhtelif türde,inşaat,alçılarının elde edilmesiyle,gerçekleşir.bunlar başlıca,sıva alçısı,saten-perdah alçısı,kaba inşaat toz alçısı,makina sıva alçısı, v.b,ve binaların iç yapımında,(kaplamalarında,kesitlerinde v.b)kullanılan,alçılardır.binaların panolarında,kirişlerinde,ve,tavanlarında,sıra alçısı,kullanılmaktadır.ham,sulu alçı kristali,beyaz boyaya,selüloza,pamuklu kumaşlara,katılmaktadır.kömür işletmelerinde,kömür tozlarının küllenmelerini arttırmak için de,(ki,kömürün-k. tozunun küllenmesi,artarsa,bu kömürün daha çabuk yanmasına,ve daha,büyük bir ısı enerji vermesine,yol açar.),alçıya,özellikle alçı kükürtüne,ihtiyaç vardır.nikel metallerinin,erimesini,hızlandırmada,ve bira yapımında,mayalandırmada da,alçının kullanıldığı dikkat çeker.bira sanayii,içki üretimi,elbette,tasvip edilecek bir şey değildir,ama,alçının nikel v.b metallerin erimesini hızlandırışı,metal,ve metal alaşımlı ürünlerin,üretiminde,dökümünde önemli katkı sağlamaktadır.alçı ürünleri,temelde,kalıp-döküm işleri için olanlar,tıbbi olanlar,ve,inşaat için olanlar,olmak üzere,üç potada toplanmaktadır.inşaat alçıları arasında,sıvaları,satenleri-perdahları,tozları,makina sıvaları,sıra,kaba inşaat-toz alçıları,v.b,saymıştık.bunların yanında,dolgu alçıları-yapıştırma alçıları-gövdeli alçılar-alçı levhaları da dikkat çeker.en ilginç taraflardan birisi de,inşaat alçılarının yanında,sıva alçılarının da çeşitliliği,başlıca,perlitli ile,makine sıva olarak,ikiye,ayrılmalarıdır.mesela perlitli sıva alçısı,6kglık su ile,10 kg harcının karışımıyla yapılır.bir kaba önce,belirtilen miktarda su konulur,sonra alçı dökülür.alçının,suyla temasından sonra,2-3 dakika içinde,tüm alçı,ıslanır,ve suyun altına batar.batma,gözlemlendikten sonra,çırçırlı,(mixer tipi) cihazlarla,alçı ile su karıştırılır.bu karıştırma,cihassız,kepçe v.b türü aletlerle de aslında olabilir.harcın-sıvanın,bu karıştırılma sonucunda oluştuktan sonra,1 saat 20 dakika ila 100 dakikalık,bir,kullanılma,yani inşaat yüzeyine sürülme,süresi kalmaktadır.çünkü,bu süre aşıldıktan sonra,sıva donmaya başlamakta,ve 140 dakika içinde tamamıyle donmaktadır.donunca da,sıvanın,yüzeye sürülme,küreğe konulup-kürekle bastırılma v.b,imkanı kalmamaktadır.perlitli alçılarının,yanındaki diğer sıva alçılarında ise,donma-(donma başlangıç) süresi,alçı ile su miktarlarının oranı,v.b,gibi,ölçütlerde farklılık vardır.tıpta,alçılar,belirttiğimiz,salt iki alanda,kırıkların tedavisinde ve dişçilikte,kullanılır.ama,özellikle,kemik-vücut kırıkları,sakatlıkların,büyük bölümünü oluşturduğundan,bu alçının,geniş bir kullanım olduğu anlamına gelmektedir.kırıkların vücuttaki yerlerine-boyutlarına göre farklı alçı çeşitleri mevcuttur.bu çeşitlerin kuruntulu-kar,amaçlarla,arttırılmaya çalışılması,dikkat çekmektedir.yazımızın başında,biraz bahsettiğimiz,dökümde,kullanılan,kalıp alçılarsa,başlıca,teksir-porselen-seramik ve kiremit kalıplar olmaktadır...alçı yanmayan bir maddedir.yukarıda bahsettiğimiz,alçının,ahşap binalarda yangına karşı kullanılma durumu,zaten,alçının bu özelliğinin,anlaşılmasıyla,olmuştur.alçı,eskiden,ahşap binalara,katılmakla kalmamıştır.alçı,bugün,beton binaların,yapısını oluşturmakla birlikte,bu beton b.ları da,yangına,karşı korumaktadır.alçı,yanmazlığıyla,yangından,etkilenmez olmuştur.alçı gözeneklerindeki nemle,ve bünyesindeki,tozlu-kristal suyla,alevlerden etkilenmez.yangın başlayınca-alçı ateşe tutturulunca,alçı gözeneklerindeki-gediklerindeki nem ile,alçının içindeki,kristal su,birbirlerinden,alçının ısıyı emip,sindirmesiyle ayrılır.kristal,su,alçı,neminden ayrıldı mı,buharlaşır.bir buhar,tabakası oluşturan,bu alçı suları,alevler,ateşler ile,alçı gözeneklerinin arasına geçer.alçı yangının tesirini,bu buhar tabakasıyla engellenmiş olur.alçı,iki saat,yandı mı,alçının,dışında,sıcaklık 1000 dereceyken,içindeki,55 derecedir.zaten,alçının,dış,sarıcı yüzeyi,ile çökük iç yüzeyi arasındaki bu büyük,sıcaklık farkı,alçıyı,yangına karşı,koruyucu yapar.dış yüzey,yangının yakıcı sıcaklığına herhangi bir madde gibi,ayak uydururken,iç yüzey,dıştakinin sıcaklığı tutmasıyla,geçirmemesiyle,55 derecenin ötesine geçmez.bunu sağlayan da işte,yanma sırasında oluşan,buhar tabakasıdır...alçının ısıyı pek,iletmemesi,sıcak,ya da yanma ortamında,dış yüzeyi ile içinin arasında,çok büyük sıcaklık farklılıklarının bulunmasının,bir başka açıklamasıdır.alçının ısı iletkenliği,olağan yüzey sıcaklığı,ahşapla,benzerdir.bir maddenin çevre ısısından etkilenmemesinde,dışarıdan gelen ısıya,kapılmamasında,ısının o madde içinde düzenli bir şekilde dağılmaması,önemli bir gerekliliktir.ısı,madde bünyesinde,yayılmamalı,maddeyi kaplamamalıdır.madde hacmini,doldurmamalıdır.alçının iç yüzeyi,ile dış yüzeyi arasındaki,farklılık,bunu sağlamaktadır.alçıda pek,ısı iletkenliği olmadığından,yoğunlaşmamaktadır da.yoğunlaşmama alçıdaki su buharının,buhar tabakasının,sıvılaşmamasına-terlememesine,yol açar.su buharı,kapalı,havasız bir hacimde tutulduğunda,hacmi kaplayan yüzeylere,temas eder.bu temas sonucunda su buharı,kapalı alanda,yoğunlaşır,su damlası olur.yüzeyler,ıslanır,ve oluşan su lekeleri,çiçeklenmeye,yol açar.ancak,alçı alanları içinde,böyle,bir yoğunlaşma olmaz.çünkü,alçı gözeneklerinde,nemi biriktirerek,nemin-su buharının bünyesinde,diğer kısımları arasında, dağılmasını,önler.nem gözeneklerle,kavranıp tutulunca,geri kalan kısımlardaki,nem çok düşük ve az olur,o kadar,az su buharı,yoğunlaşır.alçı,gözenekleri,nemi diğer kısımlarından aldığında,nemin,bu kısımlara geçmesini,yayılmasını önlemiştir.ama,tüm nemi tamamıyla,boşluklarında,gözeneklerinde,tutamayacağından,nemi-su buharını dışına verir.dışına verdiği,ortam,kapalıysa,ortam gerekli nemi,elde etmiş olur.bu durum,kalorifer kullanılan,evlerde,önemli bir,avantajdır.alçının,ortama nem vermesi,alçının yalıtıcı olmasını,bakteri ve mikropları arındırıcılığını,yanmazlığını,hafifliğini,temin eden önemli bir etkendir...alçı,hamur yapıdadır.alçının sıcaklığının,ısısının,bu hamur yapıyla yakın bir ilişkisi bulunmaktadır.alçı hamurunun ağırlığına ve yoğunluğuna göre,alçının ısıyı iletimi,farklılık gösterir.alçı hamurunun ağırlığı,hamurun kaba,ağırlığına değil,alçı miktarına bağlıdır.yani,bu yoğunluk daha ziyade,yoğunlukla alakalıdır.alçı hamuruna,hem,toz halinde alçı,hem de,su katılır.alçı miktarı,su oranından ne kadar fazlaysa,alçının yoğunluğu artar.alçı,bir sıvada-harçta,suya göre,daha fazlaysa,ısı,iletkenliği,artar.(?)alçıların yoğunluğu,kg ağırlığının,metre küplük hacimine yönelik oranına-bölümüne,bağlıdır.bu çerçevede,alçı yoğunlukları,0.6 ila 1.20 kg/m3 ve,0.29 ila 0.53 kg m3 arasında değişmektedir.(?)alçı yoğunluğu,alçı hamuruna katılacak,alçı/su oranına,bu oranın büyüklüğüne,göre,fazla olduğundan,kolaylıkla,ayarlanabilmekte,değiştirilebilmektedir.alçı yoğunluğu azaldığında,alçı hafifleşeceğinden,alçının kullanıldığı binanın toplam yükü de azalır.binanın ağırlığı azaldığında,bina,tabanının,zemine ve,toprağa,uyguladığı,basınç da düşer.düşük ağırlıklı binalar,hem maliyet olarak daha ucuzdur,hem de yer sarsıntılarına karşı,daha uygundur.alçı yükü fazla,beton binaların ve taş-kerpiç yapıların,ahşap binalara göre,çok daha feci bir enkazla karşılaştığı unutmamalıdır.ahşabın bıraktığı enkazından altından kalkmak,zor değildir.ancak,taş-beton türü yapılarda,ev sakinleri,canlılar,enkazın altına gömülüp,kalır,çıkamaz.onları,moloz yığının içinden çıkartmak,arama kurtarma ekiplerine,kalır.diğer taraftan,yüksek katlı beton b.lar,alçak katlılara göre,oluşturduğu enkazın ağırlığı,bakımından,yine daha tehlikelidir.işte,alçı yükü az olan bina da alçı y.kü yüksek bir binaya göre,yüksek katlı bir beton b. karşısındaki,alçak k.lı,bir beton gibidir.alçıların gözeneklerinin oranına,ve fazlalığına göre de,ısı iletim miktarlarında farklılıklar olur.gözenekler,alçıda,ne kadar büyük bir oran kaplar,fazla olursa,alçı,o kadar fazla nem-su buharı emer,ve,bunu dış ortama verir.alçı ne kadar fazla nemi emip,sindirirse,ısı iletkenliği o kadar düşük olur.yani alçı gözeneklerinin fazla olması,ısı iletimini düşürür...alçının ısıyı yalıtması,inşaatlarda kullanılmasında önemli bir etkendir.alçının duvarlara konulmasıyla,binalardaki ısı kaybının azalması umulur.yani,alçı,düşük ısı iletkenliğiyle-yalıtkanlığıyla,çevresindeki,yanındaki,bulunduğu ortamdaki maddelerin ısı kaybetmesini engeller.alçı ürünlerinin,maliyetinin,çimento ve kireç,ürünlerinden daha ucuz olduğu,söylenir...alçılı duvarlarda,ısı iletiminin düşüklüğünün yanında,ses iletiminin,azlığı da dikkat çeker.daha düşük ısı iletimi,ortamdan fazla ısı kaybı-çıkışı olmasını engelliyorsa,düşük ses iletimi de,ortama,fazla ses gelmesini,sesin (ortamdan ortama)uzaklara taşınmasını engeller.alçının yapısındaki gözenekler,ısı iletiminin yanında,ses iletiminin de,önüne geçer.alçıdan yapılı ürünler,alçının gözeneklerini,küçük boşluklar halinde taşır.bu boşluklarda,madde tarafına doğru,gelen ses dalgalarını kesip,azaltarak,yansıtır.bir başka ifadeyle,alçı ürünleri,çok küçük gedikler-delikler içerdiğinden,kapalı bir yüzeye sahip olduğundan,ses akışını,düşürmektedir.mesela,iki komşu oda arasında,alçılı bir duvar bulunmaktaysa,o odanın,birinden diğerine giden sesin yüksekliği bu alçılı duvar sayesinde,yüzde,50 oranında düşer.eğer,bu duvara lifli,bir yapı eklenirse,ses yalıtımı yüzde50den,yüzde90lara kadar çıkabilir.alçının,ses yalıtıcı özelliği,son dönemlerde farkedilmiştir.ve,dışarıdan dinlenilmemesi istenen özel odaların duvarlarında(psikyatri-toplantı odalarında,lobi salonlarında v.b)alçı,sıklıkla yalıtıcı olarak,kullanılmaya,başlamıştır...alçı kağıt,araba hurdaları v.b maddeler gibi,yeniden kullanılabilir,geri dönüşülebilirdir.alçı döküldükten ve kurutulduktan sonra,sabit bir yapı,şekil üzerine kalır.alçı,duvar-tavan kaplamaları için uygun bir ortam oluşturur.evler,binalar,deprem,yangın,sel v.b afetlerin,ya da savaşın,kundakçılığın v.b getirdiği yıkımlarla karşılaştığında,alçı sayesinde kısa sürede bunların onarımları ya,da yerlerine,yenisi yapılabilir.çünkü alçı,hızlı bir şekilde,kendinden hafif ve kuru inşaat ürünleri elde edilmesine,imkan tanır...ne ilginçtir ki,şu hayatta hiçbir tarafım kırılmadı.bacağım,kolum,herhangi bir hareket kemiğim kırılmadığından,alçıya da ihtiyacım olmadı.yani,alçıya alınma durumunu,hiç tecrübe etmedim.halbuki bunu tecrübe etmiş,bir sürü insan vardır.sokaktan rastgele çevireceğimiz,birsürü kulun,bezle sargılanma ve,alçıya alınıp konulma,konusunda,elbette anlatacakları çok şey olacaktır.alçıya alınmamama rağmen,ben kendi akrabalarım-yakın çevrem arasında,ayağını-elini v.b kırıp da,alçıyla sargılanana çok rastladım.mesela,canımdan,çok seveceğim,uğruna her şeyimi vereceğim,85 yaşını aşmış,babannem.alçıya alınan okul öğrencilerinin,durumu da ilginçtir.çünkü bunların arkadaşları,alçı üzerine renkli mürekkeplerle,imza atar-iyi dilek cümleleri yazarlar.bu,eminim birçoğumuzun şahit olduğu bir durumdur.alçının suyla temas ettiğinde,tepkime yaparak,ısınıp sertleşmesi,(bilindiği gibi,olağan haliyle,ısınan bir şeyin,yumuşayıp,erimesi beklenir.),tedavi arayanların-(tedaviye girişenlerin),dikkatini çekmiştir.çünkü,bir kemik veya uzuv,kırıldığında,onu mümkün olduğu kadar,sert,bir cisimle kaplamamız lazımdır ki,kırık oynamasın,daha fazla,büyümesin,sarsılmasın.köylerde,kırlarda,eskiden,alçı yerine,tahta kullanılması,kırığın,tahtayla tutturulması,gene,aynı sertlik arayışındandı.zannedildiği gibi,saçma-cahilce bir,çözüm değil,alçı sarmayla,aynı,anlayışa dayanmaktaydı.yani alçı da tahta da,kırık bölgesini sabit tutan,kaplayan,kırık kemiklerin,duruşunu-açısını düzenleyen,birer,destekleyici,durumundaydı.alçı gibi,tahta da,bir bakıma,k.kemiği çevreleyerek,onun,süreç içinde,kaynamasına yol açmaktaydı.alçı,gevşek,tülbenti andıran,yumuşak bir bezin,üzerine sıvanır.alçı,bu bezle birlikte,kırık bölgenin etrafında,oluk(?) oluşturur.alçı ile kırık bölgesi arasında,kırık bölgeyi kaplayan,deri-ten vardır.bez,ise taş sertliğindeki alçının,üstüne-dış yüzeyine,sargılanmıştır.alçının içinde,alt kısmında,deriye-cilde doğru,yumuşak-pamuklu bir bölüm,mevcuttur.kırık alçısı aslında,çok hassastır.ıslandı mı,üzerinde kir birikti mi,yumuşayıp çatlayabilir.bir taraftan,toz,alçının suda sertleşirken,diğer taraftan sertleşmiş,örülmüş alçının,suyla temas edince,yumuşaması ilginç bir tezattır.aslında,bunun sebebi,toz alçının sertleşmesi sırasında suyla mevcut tepkimenin,ayak alçısının ya da,taş alçının,suya temasında,oluşmamasıdır.ham,toz alçı,suyla kaynaştığında,tepkime yapar ve,suyun yapısını değiştirir bundan,dolayı sertleşir ama,tepkime,yapmış olan,alçı,suya konulduğunda,bir daha,tepkime yapamaz,suya atılan genel,yüzen ya dibe çöken,genel maddeler,gibi davranır.sudan,aynen diğer maddeler,gibi,etkilenir.işte,sertleşmiş,taş kesilmiş alçı,zaten tepkime yapmış olduğundan,suyla (2.kere v.b)temas ettiğinde artık,sertleşmek yerine,yumuşamakta,yıpranmaktadır...alçı,kemik hala kırık haldeyken,çıkarılıyorsa,kemik kayar,ve,bu,kemiğin ilk kırıldığı andaki,gibi bir ağrı oluşturur.alçı,yuvarlak,iki ucu açık yarı silindirimsi-konimsi,bir şekildedir.günümüzde,mühendislik eseri,alçı kesmeye,yarayan,motorlu,bir testere de bulunmaktadır.alçıkeser testerenin,yarım-kısmi tur yapan bir motoru bulunmaktadır.bu,gürültülü motor,sağa ve sola,bir mil gibi,1 ila 2 mm arasında değişen,küçük mesafelerde döner.açıkeser,döndükçe,ısınır.alçıkeser,alçı bacağı veya kola,sarılmış olduğu zaman,kullanılır.alçıkeserin işlevi,alçıyı,ayaktan-koldan v.b çıkarmaktır.yani,alçıkeser,alçı sarılıp,uzvu kaplamışken işlemektedir ve alçıyı,dayandığı bölgeden,kesip atmaktadır.alçı içinde,altta,olduğunu,deriye temas ettiğini,belirttiğimiz,pamuklu kesit,alçı keser,makinenin alçıyı biçmesi esnasında,motor,testerenin ağzının,deriye dokunmasını önler.bu pamuklu-yumuşak doku,kesim sırasında hareket ederek,testere tarafından titreştirilerek,dokunmayı önler,ve deri altındaki sinirleri,uyarıya,geçirmiş olur.yani,pamuklu dokunun-bölmenin,hareket etmesi,alçıyı taşıyan,tarafından derhal hissedilir.ayrıca,pamuklu doku,testere ile,ten-deri,arasında,bir boşluk-mesafe oluşturarak,testerenin,deriye,değmesini engeller.yine de,bu pamuk o kadar önemli değildir,teffaruattır,çünkü testere ağzının deriye,cilde,dokunması,birkaç,ufak sıyırıktan başka bir şeye yol açmaz.alçıyı çıkartmada,alçı motorunun yanında,alçı kesme makası da bulunmaktadır.alçı makasında,alçılı,uzuv,sirkeli,ılık bir suya daldırılır.bu suda,yumuşayarak,çatlamaya başlayarak,makas tarafından,iplik gibi kesilebilecek,bir kıvama getirilir...normal a.taşlarından-(jipslerden v.b)elde edilen,alçıların yanında,yapay alçılar da bulunmaktadır.yapay alçılar adlarından da anlaşıldığı gibi,a.taşlarından,çıkarılan kristal-hammadde,alçılar değildir.bunun,yerine,labaratuvar-fabrika koşullarında,üretilmiş,alçılardır.kabaca,tanklar v.b içinde,birbirlerinden ayrı kimyasallardan,ya da farklı taşlardan,kalsiyum-kükürt bileşiğinin türetilmesiyle yapılmışlardır.böyle,hammadde alçının,niyetine-yerine geçmiştir.yapay alçıların tıpatıp,taşlardan çıkarılan-arıtılan alçılar gibi olma imkanı yoktur.bu bakımdan,bu alçılar,vücut kırıkları için kullanıldığında,doğal alçılardan farklı etkiler,yapmaktadır.yapay alçıların kırıklarda,olağan alçılardan,daha,olumlu olduğu düşünülmüştür.çünkü,bunlar,yalnız,su değil,havayla da temas ederek,sertleşebilirler.sıvanma-harçlanma sırasında,suyla,daha hızlı bir şekilde,tepkimeye,girerler.su ve havadan,beraber etkilendiklerinden,normal alçılardan,daha hızlı sertleşmekle kalmaz,daha da sert-taş kesilirler.doğal alçılardan farklı olarak havadan etkilenmeleri,daha büyük gözeneklere sahip olmaları,yapılarında daha yoğun-iri gedikler taşımalarındandır.özellikle,bu gözenekle büyüklüğünde,vücuda konulup,sarıldıklarında,deriyi,havasız bırakmaz,normal alçılar gibi,terleme yapmazlar.yapay alçılar,doğal olanlara kıyasla,daha düşük katmanlarda sarılırlar,3-4 kat,boğumu geçmezler,daha az kata-boğuma-sarmala sahip olduklarından daha incedirler.bu,noktada,olağan alçıdan daha sert olmalarına,rağmen,onlardan daha hafif olmaları dikkat çekicidir.bunun sebebi de,daha düşük kat sarılmalarının yanı sıra,sertleşmelerinin ağırlıklarına-kalınlıklarına değil,havadan etkilenen,sıvalanma sırasında daha büyük miktarlarda,nem ve,su çeken,gözeneklerine,bağlı olmasıdır.yapay alçılar,daha sert olduklarında,yumuşatıcılara karşı daha dirençlidirler.örneğin,a.taşından elde edilen bir ayak alçısı takan kimsenin,kırık ayağı suya temas ettiğinde,alçının yıpranım-yumuşama durumu,yapay alçılarda,gözlemlenmez.yap. alçıların,ortopedik-sargılanmış halde daha az su geçirip çıkartıldıklarında daha,çabuk kuruyabilmeleri de,sertliklerinin suyla bozulmamasının bir başka,açıklamasıdır.yap. alçılar,çok sert olduklarından,ıslatılındığında-yumuşamadıklarından,makaslar,çıkartılıp,kesilemezler.sadece,büyük bıçaklar,baltalar,testereler,yani,testereli,alçı motorları ile kesilebilirler.yap. ve diğ.makasla çıkarılamayan sertlikteki,alçaların durumu,tahtalar gibidir.bir kırığa tahta dayandırılıp tutulduğunda onun da,alçı motoru ya da kesici,metal bir aletle,çıkarıldığı,unutulmamalıdır.alçı,sargısı-(kırık alçısı),yarı hidrat-(yarım molekül su)içeren,kalsiyum sülfat,yapıdadır.suyla,sıvandığında,kalsiyum sülfatın,bileştiği,su zerre miktarı,2ye,değil,1e çıkar.halbuki jipste-sulu alçı taşında,su zerresi miktarının 1,değil,2 olduğunu biliyoruz.alçının,suyla karıştırılan,ortama,ısı çıkışı olur.su buharının,nemin oluşma sebebi,zaten,alçının içinde bulunup,karıştığı kaptan,dışarıya ısı verilmesinden,kaynaklanır.bu,alçı-su karışımının,ısı vermekten,buhar oluşturmaktan,dolayı,soğuması anlamına gelir,ve soğumanın etkisiyledir ki,alçı zerreleri,sertleşir.yani,alçının,suyla sertleşmesi sıra dışı,alçı yapısına özgü olmasına rağmen,soğuma ya da ısınma durumunda bir sıra dışılık yoktur.alçı ısı kaybederek değil,ısınarak sertleşseydi,bir gariplik olurdu,çünkü,sertleşme soğumayla değil,ısınmayla gerçekleşir.alçı,suyla tepkimesi,bileşmesi-suyun ve kendisinin yapısının,dönüşmesi,sırasında,harcadığı ısıyla,soğur.şayet,suyla,sıvanması,sıcak,bir ortamda,bir ısıtıcıda gerçekleşseydi,ısı,harcamak,yerine,ortamdan ısı almış-ona ısı verilmiş olurdu ki,bu da,sertleşmeyi,imkansız kılardı.kısacası,alçıyla suyun bileşmesi sırasında bir ısınma vardır,ama bu zannedildiği gibi,alçı ya da suyun ısı kazanması değil,ikisinin birleşmek,birbirlerinin zerrelerini dönüştürmek için,kendilerinden,ısı ortaya koymalarıdır.yani,ısı,bileşmenin sonunda,açığa çıkan bir şey değil,bileşme,sağlayan,oluşturan,bir şeydir....

Yorum Yaz